Görsel Okuryazarlığı

 Görsel Okuryazarlığı

Görsel Okuryazarlığı

Görsel Okuryazarlığı

Bilgi okuryazarlığı ile ilgili kavramlardan olan görsel okuryazarlığı

İnsanlığın başlangıcından bu yana, her çağ, kendini özgü bir dil ile
ifade etmiştir.

Antik çağ efsanelerin, söylencelerin ve mitsel anlatımların çağı olmuştur. Bu çağın egemenliğinde anlam, “söz” ve onun kurallarıyla oluşturulmuştur. Ortaçağ’da sözün uçuculuğuna karşın “yazı”nın kalıcılığı, otoritenin ve gücün simgesi haline gelmişken aydınlanma çağıyla gelişen edebi anlatım ve matbaanın icadı, “yazılı dilin” özgürlüğünü de beraberinde getirmiştir.

 

   

Yazı; o dönemde anlam ve anlatımın kurulmasında mutlak egemen iken, teknolojinin hızla gelişmesiyle önce fotoğraf makinesinin, ardından sinema ve televizyon gibi hareketli görüntüleri saptayıp, yayan araçların icadıyla, dünya “imgelerin ve görsel kültürün” kendine özgü kurallarıyla açıklanabilecek hızla akıp giden bir sürecin içerisine girmiştir.

 

Kronolojik bir okuma yaptığımızda kısaca bu şekilde özetleyebileceğimiz dünya okuryazarlık tarihi sürecinde, sözlü dil gerçeği anlamlandırmaya çalışan insanın başvurduğu tek iletişim sistemi değil, sadece en fazla başvurduğu sistem olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

İlginçtir ki ilk olarak mağara resimleri ile başladığı düşünülen okuma-yazma  uğraşında insanoğlu 20. Yüzyılın ortalarına gelinceye kadar yeniden resimleri kullanmayı ve görsel bir iletişim sağlamayı düşünmedi.

 

Alfabenin kullanılmaya başlamasından sonra nesnelerin transkripsiyonunu yapmak yahut transkripsiyonları üzerinde düşünmek nesneleri yansıtmak ve doğrudan nesneler üzerinde düşünmekten daha iyi bir alternatif
olarak değerlendirildi.

 

 

Ancak yukarıda değindiğimiz gibi görüntüleri
saptayıp yayan teknolojik araçların gelişimiyle birlikte nesnelerin yansıması olan harfleri okumanın ötesinde doğrudan nesneleri okumak da geçerli bir alternatif olarak karşımıza çıktı.

 

Görsel okuryazarlık kavramının adı çağdaş olmakla birlikte, düşünce olarak yeni doğduğunu söylemek güçtür. İmgeleri kullanmakla
ilgili tartışmalar çok eski tarihlere dayanmaktadır. Zira Eski Çağ filozoflarından bazıları, iletişim için çeşitli imgeleri yeğlemişlerdir. Tıpta, Aristo anatomik resimlemeleri kullanmıştır. Matematikte, Phytagoras, Socrates ve Platon geometri öğretmek için görsel şekillerden yararlanmışlardır.

 

1950’lerden bu yana tartışılan “görsel okuryazarlık” 21. yüzyıl insanının etrafını kuşatan imgeleri anlama ve anlatma çabasının bir sonucu
olarak her geçen gün önem kazanmaktadır (Messaris 1994). Bir bireyin,
diğer bireyler ile olan iletişiminde görselleri kullanmasını ve kullanılanları anlamasını sağlayan beceriler bütünü olarak tanımlanan görsel okuryazarlık her geçen gün anlam sahasını genişletmektedir.

 

“Anlamlandırma” sürecinde dil aracılığı ile yaşanan nesnezihin etkileşiminde simgesel dili devre dışı bırakma amacında olan görsel
okuryazarlığın 1990’lı yıllardan sonra okuma, konuşma, dinleme, yazmanın dışında 5. dil becerisi olarak batılı ülkelerin müfredatında yer almaya başladığı görülür.

 

Günümüzde Görsel Okuryazarlığı

Günümüzde, görsellerle kuşatılmış bir dünyada yaşayan, öğrenciler
(ya da öğretmenler, öğretim üyeleri ve yöneticiler) doğal bir şekilde sahip
oldukları görsel okuma yeteneklerinin anlamının tam olarak farkında
değillerdir. Oysa görsel okuma, anlama yeteneği, yaratma kabiliyeti ve
kültürel işaretler taşıyan imajları, nesneleri ve görülebilir hareketleri kullanmayı gerektirir.

Bu yetenekler metinsel okumayla paralel yollarla öğrenilebilir. Alıştırma ve çalışmalar ile insanlar; farkına varma, yorumlama ve diğer görsel formların anlamsal ve dizimsel ayrımını kullanabilme yeteneklerini geliştirebilirler. Görsel okuma becerisi, imajların kullanılmasında, analizinde ve üretiminde ömür boyu daha kolay ve zevkli bir öğrenme yaklaşımını da beraberinde getirir.

Görsel Okuryazarlık Bölümleri

Görsel okuryazarlık; görüntülerle ilgili düşünme ve öğrenebilmeyle bu
görüntülerin anlaşılması ve kullanılması olarak açıklanabilir21. Görsel bilgi araçları olarak fotoğraf, çizimler ve bilgisayar grafiklerini sayabiliriz. Bu tür bilgiler algılarımızı güçlendiren bilgilerdir.

Görsel okuryazarlık üç bölümde incelenebilir.

• Görsel öğrenme
• Görsel düşünme
• Görsel iletişim

Görsel öğrenme;

Görsel olguyla etkileşimin sonucu olarak bilginin kazanılması ve yapılandırılması olarak tanımlanmaktadır.

 Görsel düşünme;

Zihinsel görüntüleri şekiller, çizgiler, renkler, dokular ve komposizyonlarla beraber düzenleme biçimidir.

Görsel iletişim;

Görsel sembollerin düşüncelerin
açıklanması ve anlam taşıması için kullanılması biçiminde açıklanmaktadır.

Ülkemizde görsel okuma ile ilgili önemli bir adım 2005 ve 2006
yıllarında değişen ilköğretim okulları Türkçe programlarıyla atılmıştır.
Yenilenen programda ilköğretim birinci kademede “görsel okuma ve
görsel sunu” öğrenme alanına yer verilirken ikinci kademede “dinleme”
öğrenme alanı “dinleme/izleme” öğrenme alanı olarak genişletilmiştir.

Kaynaklar

KURUDAYIOĞLU/, Y , TÜZEL, A . (2010). 21. Yüzyıl Okuryazarlık Türleri, Değişen Metin Algısı ve Türkçe Eğitimi. Türklük Bilimi Araştırmaları , (28) , 0-298 . Retrieved from http://dergipark.org.tr/tr/pub/tubar/issue/16969/177280

Kızılaslan, D. (2007). Bilgi Okuryazarlığı ve Üniversite Kütüphaneleri: Bilgi Okuryazarlığı Planı Hazırlama Unsurları. İstanbul.













Editör Seçimi