İçeriğe geç
KA KPSS Akademisi

Anlatım Bozuklukları

Türkçe Anlatım Bozuklukları

KPSS Türkçe - Anlatım Bozuklukları Ders Notu

1. ANLAMA DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI (BAĞDAŞIKLIK)

A) Gereksiz Ek ve Sözcük Kullanımı

Bir cümlede anlamı zaten başka bir sözcük veya ek tarafından karşılanan kelimelerin kullanılmasıdır. Bu durum, paragraftaki duruluk ilkesine aykırıdır. Bir sözcük cümleden çıkarıldığında anlamda daralma veya bozulma olmuyorsa o sözcük gereksizdir.

1. Aynı Anlama Gelen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:

  • O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum. (Daha ve henüz aynı anlamdadır, biri atılmalıdır.)
  • Biz piknik yapmaya iki günde bir gün aşırı giderdik. (İki günde bir ile gün aşırı aynı anlamdadır.)
  • Birbirimizin fikir ve düşüncelerini iyi dinlemeliyiz. (Fikir ve düşünce eş anlamlıdır.)
  • Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme. (Sır zaten gizli olur, "gizli" kelimesi gereksizdir.)
  • Seninle birlikte gitmek istiyorum. ("Seninle" kelimesindeki "-ile" edatı zaten birliktelik anlamı kattığı için "birlikte" gereksizdir.)
  • Gülmesinin nedeni iyi bir haber almasındandır. ("-dan/-den" eki zaten neden-sonuç anlamı kurmaktadır. Cümle ya "Gülmesinin nedeni iyi bir haber almasıdır" ya da "Gülmesi iyi bir haber almasındandır" şeklinde düzeltilmelidir.)
  • Yeterince problem yarattığınız yetmedi mi? ("Yeterince" ve "yetmedi" kelimeleri çelişmektedir. "Yeterince problem yaratmadınız mı?" veya "Problem yarattığınız yetmedi mi?" denmelidir.)

2. Gereksiz Yardımcı Eylem Kullanımı:

Türkçede doğrudan tek bir fiille ifade edilebilecek durumların, yardımcı eylemlerle (etmek, olmak, kılmak, yapmak vb.) gereksiz yere uzatılmasıdır. Dilde en az çaba yasası gereği kısası makbuldür.

  • Düzenli beslenmediği için sıkça hasta oluyor.hastalanıyor
  • Bu işin kısa sürede biteceğini umut ediyorum.umuyorum
  • Ben de o sınava başvuruda bulundum.başvurdum
  • Lütfen A kapısından giriş yapınız.giriniz
  • Cumhurbaşkanı kararlarla ilgili açıklama yapacak.açıklayacak
  • Zamanında bitireceğinden kuşku ediyoruz.kuşkulanıyoruz / şüpheleniyoruz
  • Caddede bekleme yapan araçlar uyarılacak.bekleyen
  • Sanatçı bayramda Kıbrıs'ta sahne alıyor.sahneye çıkıyor

B) Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Bir cümlede anlamca birbirine zıt, özellikle kesinlik ile olasılık / yaklaşıklık bildiren sözlerin bir arada kullanılmasıdır. Bu durum cümledeki tutarlılık ilkesini bozar.

  • Bu olaydan sonra müdür onu odasına mutlaka çağırabilir. ("Mutlaka" kesinlik, "-abilir" olasılık bildirir.)
  • Yurt dışından geleli tam hemen hemen on yıl oldu. ("Tam" kesinlik, "hemen hemen" yaklaşıklık bildirir.)
  • Hiç şüphesiz halkımız buna çok üzülmüş olsa gerek. ("Şüphesiz" kesinlik, "olsa gerek" olasılık/tahmin bildirir.)
  • Müdür bey bu adam için çok mütevazı (alçak gönüllü) ama burnundan kıl aldırmaz (kibirli) biri diyor. (İki zıt durum bir arada çelişki yaratır.)

C) Yanlış Ek ve Sözcük Kullanımı

1. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması:

Yazılışları veya anlamları birbirine çok yakın olan sözcüklerin, anlam inceliklerine dikkat edilmeden birbirinin yerine kullanılmasıdır.

  • Plansız çalışmalarda hedefe ulaşamama şansı artar. (Şans olumlu durumlar içindir. Olumsuz durumlarda olasılığı veya riski denmelidir.)
  • Öğrencilerden biri öğretim belgesi almak için danışmaya geldi. (Öğrenci öğrenim belgesi alır. Öğretmen öğretim yapar.)
  • İki elbise arasındaki ayrıntıyı bir türlü fark edemedi. (Detay anlamına gelen "ayrıntı" yerine, fark anlamına gelen ayrımı kullanılmalıdır.)
  • Sakatlığı iyileşen futbolcu sahalara döndü. (Sakatlık iyileşmez, sakatlığı geçen / atlatan denmelidir.)
  • Bu anlatım tarzının sana özel olduğunu öğrendik. (Kişiye ait anlamında "özel" değil, has/özgü anlamında özgü / has kullanılmalıdır.)
  • Aldığı ilaçlar iyileşmesine neden oldu. ("Neden olmak / sebep olmak" olumsuz durumlar içindir. Olumlu durumlarda sağladı kullanılmalıdır.)
  • Beton yapılar şehrin çirkinleşmesini sağladı. ("Sağlamak" olumlu durumlar içindir. Olumsuz durumlarda çirkinleşmesine neden oldu / yol açtı denmelidir.)
  • 15 Kasım 1984 yılında doğdu. (Günü ve ayı belli olan tam tarihler için "yılı" değil, tarihinde ifadesi kullanılır. Sadece "1984" olsaydı "yılında" doğru olurdu.)

2. Sözcüğün Yapısından / Eklerden Kaynaklanan Yanlışlıklar:

Sözcüklere yapım veya çekim eklerinin yanlış veya gereksiz getirilerek sözcüğün yapısının bozulmasıdır.

  • Piyasadaki her şeyi pahalılandırmışsınız.pahalılaştırmışsınız (Pahalılandırmak diye bir sözcük yoktur.)
  • Toplum içinde konuşmasını bir türlü öğrenemedi.konuşmayı (Yersiz iyelik eki kullanımıdır. "Onun konuşmasını beğendim" cümlesinde ise doğrudur.)
  • Sınıftaki çocuklar kendisinden yaşça büyüktü.kendinden (Üst üste gelen gereksiz ek yığılmasıdır.)
  • Kitap okumasını çok seviyorum.okumayı
  • Ders çalışmasını bilmiyor.çalışmayı

D) Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı

Cümledeki sözcüklerin dil bilgisi kurallarına ve mantığa uygun yerde kullanılmamasıdır. Genellikle zarf olarak kullanılması gereken sözcüklerin sıfat konumuna getirilmesiyle anlam karmaşası yaratılır.

  • Çok denizde kaldığı için hastalanmış. (Çok deniz yoktur. Doğrusu: Denizde çok kaldığı için)
  • Yeni sınıfa girmiştik ki zil çaldı. (Yeni yapılmış bir sınıf kastedilmiyor. Doğrusu: Sınıfa yeni girmiştik ki)
  • Gürültüden ötürü çok başım ağrıyor. (Çok başımız yoktur. Doğrusu: Başım çok ağrıyor)
  • Her canın istediğinde telefonla oynayamazsın. (Birden fazla can yoktur. Doğrusu: Canın her istediğinde)
  • Caddeye kısa giden tüm yolları gösterdik. (Yolların kısa gitmesi değil, yolların kendisinin kısa olması kastedilir. Doğrusu: Caddeye giden tüm kısa yolları)
  • Ağrısız kulak delinir. (Ağrısız kulak aranmıyor, delme eyleminin ağrısız yapılacağı belirtiliyor. Doğrusu: Kulak ağrısız delinir)
  • Kışın Zincirsiz yola çıkmanın tehlikeli olduğunu söyledi. (Zincirsiz yol yoktur. Doğrusu: Yola zincirsiz çıkmanın)

E) Deyim-Atasözü Yanlışları

Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış söz öbekleridir. Kelimeleri değiştirilemez, eş anlamlıları dahi yerine konulamaz. Ayrıca cümlede verilen mesaja uygun olmayan deyimlerin seçilmesi de anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Öğretmeni öyle dikkatli dinliyordu ki kulak kabartmıştı. ("Kulak kabartmak" çaktırmadan dinlemektir. Dikkatle dinlemek için kulak kesilmek / kulak vermek kullanılır.)
  • Açlıktan karnım zil çalıyordu. (Deyim kalıbı midem zil çalıyordu şeklindedir.)
  • Odadaki ağır kokudan burnumun direği sızladı. ("Burnunun direği sızlamak" büyük bir acı ve üzüntü duymaktır. Ağır/kötü kokularda burnunun direği kırılmak deyimi kullanılır.)
  • Onun bize yaptığı iyiliklere daima göz yumduk. ("Göz yummak" olumsuz ve kusurlu durumları görmezden gelmektir. İyilik için kullanılamaz.)
  • Herkes gümrükten mal kaçırırcasına telaşlıydı. (Doğru deyim kalıbı yangından mal kaçırır gibi şeklindedir.)
  • Bana ayak bağ oluyor, işimi çabuk bitirmemi sağlıyordu. ("Ayak bağ olmak" engellemektir, işin çabuk bitmesini sağlayamaz.)
  • Akıllı düşman, akılsız arkadaştan hayırlıdır. (Atasözünün orijinali akılsız dosttan şeklindedir, "arkadaş" olarak değiştirilemez.)

F) Anlam Belirsizliği

Cümlenin net olmaması, farklı kişiler tarafından farklı şekillerde yorumlanabilmesidir. Üç şekilde karşımıza çıkar:

1. Zamir Eksikliği (Kişi Belirsizliği):

Cümlenin başına hem ikinci tekil kişi iyelik zamiri (senin), hem de üçüncü tekil kişi iyelik zamiri (onun) getirilebiliyorsa anlam belirsizliği oluşur.

  • Kitaplarını taşıdım. (Senin kitaplarını mı? Onun kitaplarını mı? Başına kişi zamiri getirilerek düzeltilmelidir.)
  • Kimliğini yerde bulmuşlar. (Senin kimliğini mi? Onun kimliğini mi?)
  • Saçlarını güzelce tarattı. (Senin saçlarını mı? Onun saçlarını mı?)

2. Noktalama Eksikliği:

Cümlede özellikle özneden sonra virgül kullanılmamasından kaynaklanan anlam karmaşasıdır.

  • Küçük ağaca yaslandı. (Ağaç mı küçük, yoksa küçük bir çocuk mu ağaca yaslandı? Düzeltmek için: Küçük, ağaca yaslandı.)
  • Sütçü kadına uzaktan seslendi. (Sütçü olan kişi kadına mı seslendi? Düzeltmek için: Sütçü, kadına uzaktan seslendi.)
  • Satıcı adama sertçe baktı. (Düzeltmek için: Satıcı, adama sertçe baktı.)

3. Karşılaştırma Hataları:

Kıyaslamanın net yapılmaması nedeniyle cümleden iki farklı anlamın çıkmasıdır.

  • Kitap okumayı babamdan çok severim.
  • 1. Anlam: Ben de babam da kitap okuyoruz ama ben babama kıyasla daha çok seviyorum.
  • 2. Anlam: Kitap okuma eylemini, babama duyduğum sevgiden daha çok seviyorum.
  • Derslerime kardeşimden çok önem veririm.
  • 1. Anlam: Kardeşimin derslerine verdiğinden daha çok ben derslerime önem veririm.
  • 2. Anlam: Derslerime verdiğim önem, kardeşime verdiğim değerden daha fazladır.

G) Mantık Hataları (Mantık ve Sıralama Hataları)

Cümlenin mantık kurallarına aykırı kurulması veya olayların önem sırasına göre yanlış sıralanmasıdır.

  • Yasa tasarısı 150'ye karşı 30 oyla kabul edildi. (Azınlık oyuyla kabul edilemez. Doğrusu: 30'a karşı 150 oyla)
  • Bu hastalık tedavi edilmezse ölüme, hatta yüksek ateşe yol açar. (Ölüm en son raddedir, sıralama hatası vardır. Doğrusu: yüksek ateşe, hatta ölüme)
  • Bir lokma ekmeğe, hatta bir tas çorbaya muhtaçtı. (Bir tas çorba daha büyüktür. Doğrusu: bir tas çorbaya, hatta bir lokma ekmeğe)
  • Sabah uyandığında arabasını çalınmış halde buldu. (Çalınan araba orada bulunamaz. Doğrusu: arabasının çalındığını fark etti / anladı)
  • Gelecek güzel günlere özlem duyuyorum. (Özlem sadece geçmişe duyulur. Gelecek günler ancak hayal edilir / umut edilir.)
  • İtirafçı bildiği ve bilmediği her şeyi anlattı. (İnsan bilmediği şeyi anlatamaz.)
  • Bırak patates soymayı, yemek bile yapamaz. (Yemek yapmak daha zordur. Doğrusu: Bırak yemek yapmayı, patates bile soyamaz.)


2. DİL BİLGİSİNE DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI (BAĞLAŞIKLIK)

A) Fiil ve Yüklem Yanlışları

Sıralı, bağlı veya birleşik cümlelerde birden fazla cümlenin tek bir yükleme veya fiilimsiye yanlış şekilde bağlanmasıdır.

1. Yüklem Eksikliği:

  • Salatayı ben, çorbayı sen yap. ("Salatayı ben yap" olmayacağı için yüklem eklenmelidir: Salatayı ben yapayım, çorbayı sen yap.)
  • Ne sen beni unut ne de ben seni. (Doğrusu: Ne sen beni unut ne de ben seni unutayım.)
  • Anlatılanları dinlemediğini, kendisine önem verilmesi gerektiğine dair düşüncesini ortaya koydu. (Dinlemediğini ortaya koydu olmaz. Doğrusu: Anlatılanları dinlemediğini belirtti / söyledi, ...)

2. Ek Fiil Eksikliği:

İsim cümlelerinde ek fiilin ortak kullanılmasının, olumlu ve olumsuz anlamların birbirine karışmasına yol açmasıdır.

  • Yüzü pek biçimli, ama uzun boylu değildi. (Yüzü pek biçimliydi [biçimli idi], ama uzun boylu değildi.)
  • Çok iyi, ama konuşkan biri değildi. (Çok iyiydi, ama konuşkan biri değildi.)
  • Hayatı zorluklarla dolu, ama bundan şikayetçi değildi. (Hayatı zorluklarla doluydu, ama...)

3. Fiilimsi Eksikliği:

  • Akşam yemeğini tatlı yiyerek ve su içerek tamamladı. (Tatlı içilmez, "yiyerek" fiilimsisi eklenmelidir.)
  • Törende kravat takması ve beyaz gömlek giymesi zorunludur. (Kravat giyilmez, "takması" isim-fiili eklenmelidir.)
  • Çay içilen ve kek yenen bahçede oturduk. (Kek yenen olur ancak çay yenen olmaz, "içilen" sıfat-fiili eklenmelidir.)

B) Özne - Yüklem Uyuşmazlığı

Özne ile yüklem arasındaki tekillik-çoğulluk, şahıs ve olumluluk-olumsuzluk ilişkileridir.

1. Tekillik - Çoğulluk Uyum Tablosu:

Özne TürüÖzne DurumuYüklem DurumuÖrnek
İnsanTekilTekilÖğrenci geldi.
İnsanÇoğulTekil veya ÇoğulÖğrenciler geldi / geldiler.
İnsan Dışı Varlık / OrganÇoğulMutlaka TekilDuvarlar yıkıldı. (Yıkıldılar ❌) / Gözlerim görmüyor. (Görmüyorlar ❌)
Kişileştirilmiş VarlıkÇoğulTekil veya ÇoğulAğaçlar şarkı söylüyor / söylüyorlar. (Kişileştirme varsa insan kuralı geçerlidir.)
Belgisiz Zamir / SıfatÇoğul / TekilMutlaka TekilHerkes geldi. (Geldiler ❌) / Birkaç kişi konuştu. (Konuştular ❌)
Sayı Sıfatı Alan ÖzneÇoğulMutlaka Tekilİki kişi geldi. (Geldiler ❌) / Yüzlerce insan toplandı. (Toplandılar ❌)

2. Olumluluk - Olumsuzluk Uyumu:

Türkçede bazı özneler sadece olumlu, bazıları ise sadece olumsuz yüklemlerle çekimlenebilir.

  • Olumlu Özneler: Herkes, hepsi, tümü ➔ Yüklem olumlu olmalıdır.
  • Olumsuz Özneler: Hiçbiri, hiç kimse, kimse ➔ Yüklem olumsuz olmalıdır.
  • Hiçbiri doğruyu söylemiyor (olumsuz), yalan söylemeyi sürdürüyor (olumlu). (Sürdürüyor yükleminin öznesi "hiçbiri" olamaz. Doğrusu: Hiçbiri doğruyu söylemiyor, hepsi yalan söylemeyi sürdürüyor.)
  • Herkes bunu konuşuyor ama dillendirmek istemiyordu. (İstemiyordu olumsuz olduğundan "herkes" öznesiyle bağlanamaz. Doğrusu: ...ama kimse dillendirmek istemiyordu.)

3. Kişi Yönünden Uyum:

  • Öznede Ben + Sen / Ben + O / Ben + Sen + O varsa ➔ Yüklem Biz (1. Çoğul) olur. (Ben ve sen soruyu çözdük.)
  • Öznede Sen + O varsa ➔ Yüklem Siz (2. Çoğul) olur. (Sen ve kardeşin buraya geleceksiniz.)

C) Özne Eksikliği

Özellikle sıralı, bağlı veya edilgen çatılı cümlelerde ortak özne kullanımının ikinci cümlede anlam bozukluğuna yol açmasıdır.

  • Okulun inşaatı tamamlandı ve hizmete açıldı. (İnşaat tamamlandı [Özne: okulun inşaatı], ama hizmete açılan okulun inşaatı değildir. İkinci cümleye yeni özne getirilmelidir: ...ve okul hizmete açıldı.)
  • Öğretmenin dolma kalemi kayboldu, çok üzüldü. (Üzülen dolma kalem olamayacağına göre: ...öğretmen çok üzüldü.)
  • Binanın yıkılan tarafı yapıldıktan sonra sarıya boyandı. (Boyanan yıkılan taraf değil, binanın tamamıdır: ...sonra bina sarıya boyandı.)
  • Herkes bunu konuşuyor ama dillendirmek istemiyordu. (Özne eksikliği/uyumsuzluğu: ...ama kimse dillendirmek istemiyordu.)

D) Nesne Eksikliği

Sıralı veya bağlı cümlelerde, yükleme sorulan "neyi, kimi, ne" sorularının cevabı olan nesnenin ortak kullanımdan dolayı ikinci cümlede eksik kalmasıdır.

  • Sana farklı davranıyor, çok seviyor. (Sana farklı davranıyor, seni çok seviyor.)
  • Çocuklara selam eder, özlediğimi söylemek isterim. (Çocuklara selam eder, onları / çocukları özlediğimi söylemek isterim.)

E) Dolaylı Tümleç Eksikliği

Sıralı veya bağlı cümlelerde "-e, -de, -den" eklerini alan dolaylı tümlecin (yer tamlayıcısının) ortak kullanımdan dolayı eksik bırakılmasıdır.

  • Beni sevdiğini ve değer verdiğini söyledi. (Beni sevdiğini ve bana değer verdiğini söyledi.)
  • Eve giren ve çıkan belli değil. (Eve giren ve evden çıkan belli değil.)
  • Sokakları temizlemeye başladığında bir sürü insan vardı. (Sokakları temizlemeye başladığında sokaklarda bir sürü insan vardı.)
  • Arkadaşlarına güvendi, tüm sırlarını anlattı. (Arkadaşlarına güvendi, onlara tüm sırlarını anlattı.)

F) Zarf ve Edat Tümleci Eksikliği

"Nasıl, ne zaman, niçin, kiminle, neyle" gibi soruların cevaplarının sıralı cümlelerde eksik bırakılmasıdır.

  • Okulu her zaman sevdim, hiçbir zaman aksatmadım. ("Her zaman aksatmadım" olamayacağı için ikinci cümleye hiçbir zaman / hiç zarf tümleci getirilmelidir.)
  • Sabah erken kalktı çünkü akşam erken yattı. (Kalkma zamanı sabahtır ama yatma zamanı saptırılmamalıdır: ...çünkü akşam erken yattı.)
  • Herkesi bize tanıştırdı. (Bizimle tanıştırdı ➔ Edat tümleci eksikliği)

G) Tamlama Yanlışları

1. Sıfat ve İsimlerin Ortak Tamlanana Bağlanması:

Sıfatlar ile isimlerin tamlama kurma şekilleri farklıdır. Ortak tamlanana bağlandıklarında dil bilgisi hatası doğar.

  • Polisiye ve macera romanları okumayı sever. (Macera romanları [isim tamlaması] doğrudur ancak polisiye romanları olmaz. Doğrusu: Polisiye romanlar ve macera romanları)
  • Ekonomik ve sağlık problemleri bölgeyi etkiledi. (Sağlık problemleri doğrudur ancak ekonomik problemleri olmaz. Doğrusu: Ekonomik problemler ve sağlık problemleri)

2. Tamlayan / Tamlanan Eksikliği veya Ek Yanlışlığı:

  • Çocuğu yanına çağırdı ama topunu vermedi. (Kimin topu? Çocuğun topu. Doğrusu: ...ama çocuğun topunu vermedi.)
  • Her önüne gelen içeri dalması hoş değil. ("Gelenin dalması" olmalıdır. Tamlayan ilgi eki eksiktir: Her önüne gelenin içeri dalması...)
  • Eserler bilimsel yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir. (Doğrusu: Eserlerin bilimsel yaklaşımla değerlendirilmesi...)

H) Çatı Uyuşmazlığı

Bir cümlede yer alan yüklem ile fiilimsi(ler)nin etkenlik-edilgenlik bakımından birbiriyle uyumsuz olmasıdır. Cümledeki tüm fiil ve fiilimsiler ya hep etken ya da hep edilgen olmalıdır.

  • Velileri okula çağırıp (etken) onlara konuyla ilgili bilgilendirme yapıldı (edilgen).
  • 1. Düzeltme (Edilgen uyumu): Veliler okula çağrılıp onlara konuyla ilgili bilgilendirme yapıldı.
  • 2. Düzeltme (Etken uyumu): Velileri okula çağırıp onlara konuyla ilgili bilgilendirme yaptı.
  • Binanın yıkılan tarafı yapıldıktan sonra sarıya Boyandı. (Boyandı edilgen olduğu için "yapıldıktan" kelimesiyle uyumludur.)

Başarılar Dileriz! 🚀

Üye olursan okuduğun notlar işaretlenir, kaldığın yeri kaybetmezsin.

Reklam