Sözcüğün tek başına taşıdığı, söylendiğinde zihinde beliren ilk ve en temel anlamına gerçek (temel) anlam denir; 'soğuk' dendiğinde ısının düşük olması akla gelir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bir sözcüğün temel anlamından tamamen uzaklaşmadan, benzerlik ya da işlev ilişkisiyle kazandığı yeni anlama yan anlam denir; 'masanın ayağı' veya 'kapının kolu' örneklerindendir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Sözcüğün gerçek anlamından tamamen sıyrılarak kazandığı, genellikle soyut ve mecazi olan yeni anlamına mecaz anlam denir; 'bize karşı soğuk davranması' ifadesinde görülür.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bilim, sanat, spor ya da meslek alanına ait özel kavramları karşılayan sözcüklere terim anlam denir; edebiyattaki 'kafiye' ve coğrafyadaki 'meridyen' terim anlamlıdır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Yazılış ve okunuşları aynı olmasına rağmen anlamları tamamen farklı olan sözcüklere eş sesli (sesteş) sözcükler denir; 'çay', 'yaz', 'ben' ve 'gül' sözcükleri sesteştir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Aralarında anlam ilişkisi bulunan ve hem isim hem fiil olarak kullanılabilen sözcüklere kökteş (ortak) sözcükler denir; 'boya' (boyamak/boya) ve 'güven' (güvenmek/güven) kökteştir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Somut anlamlı bir sözcüğün cümlede soyut bir anlam kazanmasına soyutlama denir; 'Bu işi başaracak yürek var mı sende?' cümlesinde 'yürek' cesaret anlamında kullanılmıştır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Soyut anlamlı bir kavramın somut sözcüklerle daha anlaşılır kılınmasına somutlaştırma denir; 'Gönül kapısını çalmak' veya 'hayalleri yıkılmak' buna örnektir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Benzetme amacı gütmeden bir sözcüğün başka bir sözcük yerine kullanılmasına ad aktarması (mecazımürsel) denir; 'Dün akşam evde Ahmet Haşim'i okudum' (kitabını) örneğidir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Tek bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı, birden fazla sözcükle ifade etmeye dolaylama denir; 'yavru vatan' (Kıbrıs), 'kara elmas' (kömür) gibi.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Toplumda hoş karşılanmayan ya da ürkütücü bulunan durumların daha yumuşak kelimelerle ifade edilmesine güzel adlandırma denir; 'son yolculuk' (ölüm), 'görme engelli' gibi.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma sözcükler denir; 'şırıl şırıl', 'fısıltı', 'pat' yansımadır; insan sesleri (kahkaha) ve ışık olayları (parlamak) yansıma değildir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Genellikle mecaz anlamlı, kalıplaşmış, en az iki sözcükten oluşan ve cümlede çekimlenebilen söz gruplarına deyim denir; 'gözden düşmek', 'kulak kabartmak' deyimdir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Deneyim ve gözlemlere dayanan, öğüt verici, kalıplaşmış ve yargı bildiren cümlelere atasözü denir; 'Dost kara günde belli olur' atasözüdür ve deyimlerden yargı bildirmesiyle ayrılır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Birbirinin tam karşıtı olan kavramları ifade eden sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir; olumsuzluk ekleri zıt anlam kurmaz ('gelmek - gelmemek' zıt değil, olumsuzudur).
Türkçe · Sözcükte Anlam
Yazılışları farklı ancak anlamları tamamen aynı olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler denir; 'siyah - kara', 'cevap - yanıt' eş anlamlıdır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Tam olarak eş anlamlı olmayan ancak birbirinin yerini tutabilecek derecede yakın anlam taşıyan kelimelerdir; 'gücenmek - kırılmak', 'basmak - çiğnemek' yakın anlamlıdır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Beş duyu organımızdan biriyle algılanabilen, sayılabilen, ölçülebilen ve derecelendirilebilen özelliklere nicel anlam denir; 'yüksek bina', 'geniş oda', 'ağır paket' niceldir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Sayılıp ölçülemeyen, varlığın kalitesini, özelliğini ve nasıl olduğunu bildiren durumlara nitel anlam denir; 'iyi insan', 'güzel koku', 'yırtık elbise' niteldir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Aynı türden varlıkların tamamını veya büyük bir kısmını kapsayan kelimelere genel anlamlı sözcükler denir; 'Kitap, insanı bambaşka dünyalara götürür' cümlesinde 'kitap' geneldir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Türün sadece tek bir örneğini veya sınırlı bir parçasını karşılayan anlamlara özel anlam denir; 'Masadaki kitabı bana uzatır mısın?' cümlesinde 'kitap' özeldir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Doğadaki ses taklitlerinden yapım ekleri vasıtasıyla fiil türetilmesine yansımadan türemiş fiil denir; 'fısıldamak', 'çıtıldamak', 'patlamak' bu gruptadır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
İnsana özgü niteliklerin doğadaki cansız varlıklara aktarılmasına insandan doğaya deyim aktarması denir; 'Rüzgar bugün fısıldıyor' cümlesinde rüzgara fısıldama verilmiştir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Doğadaki varlıkların özelliklerinin insana aktarılmasına doğadan insana deyim aktarması denir; 'Çok pişkin bir adam' veya 'aslanım benim' ifadelerinde görülür.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bir duyuya ait özelliğin başka bir duyu için kullanılmasına duyular arası aktarma denir; 'Sıcak bir gülümseme' (dokunma -> görme) veya 'tatlı ses' (tatma -> işitme).
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bir sözcüğün hem gerçek hem de mecaz anlama gelebilecek şekilde kullanılmasına kinaye denir; asıl kastedilen mecaz anlamdır; 'Ateş düştüğü yeri yakar' kinayedir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Söylenen sözün tam tersini kastederek karşı tarafı iğnelemeye tariz denir; 'Çok zeki bir öğrenci olduğu, karnesindeki sıfırlardan belli' cümlesinde tariz vardır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
En az iki kelimenin bir araya gelerek yeni bir anlam bütünlüğü oluşturduğu kelime gruplarına söz öbeği denir; edat grupları ve fiilimsi grupları buna örnektir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Anlamı güçlendirmek amacıyla iki sözcüğün yan yana kullanılmasına ikileme denir; aralarına asla noktalama işareti konmaz; 'hızlı hızlı', 'eğri büğrü'.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle kurulan ikilemelere yansıma kökenli ikilemeler denir; 'şırıl şırıl', 'horul horul' ikilemeleri yansımadır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
İki sözcüğün de anlamsız olduğu sözcüklerle kurulan ikilemelerdir; 'mırın kırın', 'ıvır zıvır', 'eften püften' ikilemelerinde her iki kelime de tek başına anlamsızdır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Biri anlamlı, diğeri anlamsız iki sözcükten oluşan ikilemelerdir; 'çoluk çocuk', 'eğri büğrü', 'yarım yamalak' ikilemelerinde ikinci kelimeler tek başına anlamsızdır.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Karşıt anlamlı sözcüklerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan ikilemelerdir; 'gece gündüz', 'aşağı yukarı', 'iyi kötü' bu tür ikilemelerdendir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Yakın anlamlı sözcüklerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan ikilemelerdir; 'doğru dürüst', 'eş dost', 'ses seda' yakın anlamlı sözcüklerle kurulmuştur.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bir ismin yerini işaret yoluyla tutan kelimelere işaret zamiri denir; 'Bunu oraya bırak, şunu da yanına koy' cümlesinde 'bunu', 'oraya', 'şunu' işaret zamiridir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Niteleme sıfatlarının önündeki isim düştüğünde sıfatın isim gibi kullanılmasına adlaşmış sıfat denir; 'Gelenler (gelen insanlar) salona alındı' örneğidir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla kazandığı, birden fazla durumu ifade edebilme yeteneğine çok anlamlılık denir; 'almak' fiilinin otuzdan fazla anlamda kullanılması gibi.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Bir sözcüğün zihinde doğrudan çağrıştırdığı görsel ve anlamsal çerçeveye sözcüğün kavram dünyası denir.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Deyimler kalıplaşmış oldukları için eş anlamlılarıyla bile değiştirilemezler; 'baş koymak' deyimi yerine 'kafa koymak' denemez, denirse yazım/anlatım hatası olur.
Türkçe · Sözcükte Anlam
Atasözlerindeki sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve yerlerine başka sözcükler konamaz; 'Damlaya damlaya göl olur' yerine 'birike birike göl olur' denemez.
Türkçe · Sözcükte Anlam