Cilt Sanatı

 Cilt Sanatı

Cilt Sanatı

Cilt Sanatı Hakkında Bilgi

Cilt Sanatı; Yazılı ve basılı eserlerin dağılmadan saklanması, yapraklarının yıpranmasını önlemek için yapılan koruyucu sert kapaklara “cilt” denmektedir. Arapça kökenli bir sözcük olan cildin dilimizdeki karışlığı kap, deri, kitap, meşin gibi hemen hemen eş anlamlı deyimlerdir.

Ciltçilik ise “elle yazılmış veya basılmış bir eserin sayfalarını bir araya toplayıp son biçimini vermek, kitabı hem süsleyecek, hem dış etkilerden koruyacak sert veya yumuşak bir kapak geçirmek için uygulanan işlemlerin tümünü kapsayan bir sanat dalıdır”. Bu işi yapan sanatçılara “mücellid” adı verilmektedir. Osmanlı sarayının maaşlı kapıkulu sanatçıları arasında mücellid sınıfı da bulunmaktaydı.

Orta Asya‟da özellikle islâmiyet‟in kabulünden sonra Türklerde cilt sanatı geliimiĢtir. XI. yüzyıldan sonra Anadolu‟ya yerleien Selçuklular, XII-XIII. yüzyılları arasında çok güzel cilt örnekleri sunmuilardır.

Cilt Sanatı

Anadolu Selçuklu Cilt Uslûbu‟na “Rûmi” denir (Yazıcı, 2008, s. 42). Tarih boyunca Müslüman Türklerce Kur‟an-ı Kerim‟in cilt özelliği ve sayfalarına işlenen görsel motiflere her daim önem verilmiştir. Cilt sanatının bu topraklarda ilerlemesinde yazı ve kitaba gösterilen hassasiyetin etkisi büyük olmuştur.

   

Osmanlı devletinde ustaca yapılmış ciltlere ilk olarak Sultan II. Murat döneminde (1421-1451) rastlanır. Zamanla yeniliklerin eklendiği önceki dönemlere farklı süsleme motiflerine yer verilen yeni bir cilt sanatı üslubuna ise XV. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) döneminde geçilmiştir. Rûgani teknikte bilinen ilk örnek bu dönemde verilmiş. Fatih devrinde ayrıca derinin yanında lake ve kumaş ciltlerde yapılmıştır.

Cilt Örneği

XVI. yüzyıldan itibaren Osmanlı dericiliğinin gelişmesiyle cilt sanatında da muhteşem örnekler verilmeye başlanmış özellikle bazı ciltlerde dış kapaktaki süslemelerin aynısı iç kapakta da uygulanmaya başlanmıştır.

XVII. yüzyıla gelindiğinde ise altın varakla kaplı ve kıymetli taşlarla süslü ciltlere rastlanır. Bu tür ciltlerle kaplı eserler daha çok divan ve padişahlar, devrin önde gelenleri ve zenginler için yazılırdı. XVIII. yüzyılda imparatorluğun ekonomik gücünü zamanla kaybetmesiyle klasik deri ciltlerin yapılmasına devam edilse de yeni tür tekniklerde denenmiştir. Realist motiflerle süslenen lake ciltler, yek-âh olarak bilinen ve yaldız sürülmüş deri zemine metal kakma ile yapılan ciltler bu türler arasındadır. XIX. ve XX. yüzyıllarda ise klasik Osmanlı ciltçiliği sanat kalitesi oldukça düĢük kötü örnekleriyle devam etmiş fakat kalıcı olamamıştır.

Cildin Özellikleri

Osmanlı döneminde üretilen yazma eserlerin cilt özellikleri yüzyıllar boyunca değişiklik göstermesine karşın toplam dört ana bölümden oluşmaktadır: Alt ve üst kapak, sırt, sertab ve mikleb. Alt ve üst kapak, kitap yapraklarını içine alan örtüdür.

Alt ve üst kapak ortasına yapılan süslemeye Ģemse adı verilir. Sırt, yaprakların bağlandığı Ģirazenin dış kaplaması ya da yazmanın dip kısmıdır. Sertab, kapakla mikleb arasında yazmanın açılan yüzünü kapatan bölümdür. Mikleb ise sertabın ucunda genellikle üç köşeli olup, yazma örtüldüğünde kapak altına sokulan ve yazmanın bütünüyle örtülmesini sağlayan kısımdır.

Cildin Bölümleri

Osmanlı ciltleri kullanılan malzemenin türüne göre deri, çârkûşe 5, kumaş 6, ebru, murass 7 ve lake 8 olmak üzere altı grup altında sınıflandırılır.

Yazma eserlerde bulunan cilt özellikleri ortaya konulduğu dönemin özelliklerini gerek ciltlerin yapımında kullanılan malzeme ile gerekse yapılış şekline göre yansıtması açısından son derece önemlidir. Bu nedenle yazma eser ciltlerinin sahip olduğu özellikler yazma eserin değerini de arttırmaktadır.

Kaynakça

KOZAN, T. (tarih yok). TÜRKİYEDE YAZMA ESER KÜTÜPHANELERİNİN ORGANĠZASYONU. ANKARA ÜNİVERSİTESİ, SOSYAL BÖLÜMÜ ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ, Ankara. Mayıs 18, 2020 tarihinde https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKi7NDnhfYyg6iCYHpdOqVJ3KzmHSqJDFqqDnfjSaxdYo adresinden alındı

 












Editör Seçimi