Medya Okuryazarlığı

 Medya Okuryazarlığı

Medya Okuryazarlığı Nedir

Medya Okuryazarlığı

Bilgi okuryazarlığı kavramlarından biri olan medya okuryazarlığı;

1992 yılında medya okuryazarlığı üzerine düzenlenen Ulusal Liderlik
Konferansında medya okuryazarlığının tanımı, vatandaş olarak, spesifik sonuçlar için bilgi üretme, bilgiye erişme ve bilgiyi analiz etme şeklinde yapılmıştır.

Toplumu her zaman kolayca etkisi altına alabilen televizyon, sinema, radyo, müzik kayıtları, gazeteler ve dergiler gibi araçları tarafından kolayca hayatımıza girmektedir. Kolayca hayatımıza girmesi demek istenilen ve onaylanan biçimde olduğu anlamına gelmemektedir. Eğitimciler medya okuryazarlığının da eğitimde yer alması gerektiğini vurgulamaktadırlar.

   


Medya okuryazarlığı eğer denetimli ve düzen içinde geliştirilirse, görsel
zekânın, yaratıcılığın buna paralel üretmenin artmasına katkı sağlayacağı
kuşkusuzdur. Önemli olan çocuklara kültürünün tüm okuryazarlık türlerinde olduğu gibi erken dönemlerde verilmesidir.

Eğitim dönemlerinde okullarda kredili ders olarak konulması veya derslerde konu olarak işlenmesi istenmedik durumları engellemeye yardımcı olacaktır.

Bilinçli medya okuryazarı birey, neyi izlemek, okumak, görmek istediğinin bilinçli olarak farkında olur ve izlediği, okuduğu gördüğü bilgiyi değerlendirebilir. Sağlıklı toplumlar oluşturmada medyaa araçlarının etkisinin önemini medya okuryazarlığı açısından görmezden gelmek mümkün değildir.

 

Çağımızda, sıradan bir çocuk, altı yaşından on sekiz yaşına gelene
kadar, 16 000 saat televizyon seyretmekte; radyo, CD ve I-pod dinleyerek
4 000 saat geçirmekte, 8 000 saatini bilgisayar karşısında harcamakta ve
birkaç bin saatini de sinemada tüketmektedir. Yani bir çocuk 6-18 yaş arasındaki yaşamının dörtte birinden fazlasını medya araçları karşısında geçirmektedir ki bu oran aynı zamanda uyku dışında herhangi bir faaliyete harcanan en büyük zaman dilimini oluşturmaktadır.

Medya okuryazarlığı en genel anlamda görsel araçlarından gelen
iletileri tüm boyutlarıyla anlamlandırmak ve medya ürünleri oluşturabilmektir.

Medya okuryazarlığında “düşük seviye medya okuryazarlığını (low
level of media literacy)” ve “yüksek seviye medya okuryazarlığını (high
level of media literacy)” olmak üzere iki temel seviyeden bahsetmek
mümkündür . Buna göre düşük seviye medya okuryazarlığını; medya ürünlerini tanımak, takip etmek veya izlemektir. Yani bu seviyede medyanın ürünlerinden haberdar olma söz konusudur.

Yüksek seviye medya okuryazarlığını ise; medya ürünlerinden gelen mesajları yorumlayabilme, tartışabilme ve farklı türden medya araçları kullanarak mesaj iletme ve paylaşma becerisidir. Çevremize baktığımızda birçok insanın günlük yaşantısının içerisinde yer alan medya ile ilgili düşük seviye medya okuryazarlığı becerisine sahip olduğunu görürüz.

Ancak medya okuryazarlığını eğitiminde asıl önemli olan bireylere yüksek seviye medya okuryazarlığını becerisi kazandırmaktır.
Medya okuryazarlığını, iletilen mesajın anlamını etkili bir biçimde
açıklayabilmek için bireylerin ortaya koyduğu bir dizi görüştür. Bireyler
bu görüşleri kendi yapılarından oluşturur.

Kaynaklar

KURUDAYIOĞLU/, Y , TÜZEL, A . (2010). 21. Yüzyıl Okuryazarlık Türleri, Değişen Metin Algısı ve Türkçe Eğitimi. Türklük Bilimi Araştırmaları , (28) , 0-298 . Retrieved from http://dergipark.org.tr/tr/pub/tubar/issue/16969/177280

Kızılaslan, D. (2007). Bilgi Okuryazarlığı ve Üniversite Kütüphaneleri: Bilgi Okuryazarlığı Planı Hazırlama Unsurları. İstanbul.

Bir Yorum Yapın