YAZMA ESERLERDE METODOLOJİ

 YAZMA ESERLERDE METODOLOJİ

YAZMA ESERLERDE METODOLOJİ

1.DÜZEN 

El yazmaları genellikle aşağıdaki sıraya göre düzenlenmiştir:

a-Zahriye: Bazı yazmaların iç kapağı durumunda olan sayfadır. Yaprağın (1a) yüzüdür. Daha ziyade tezhipli olan iç kapak için bu deyim kullanılır. Burada kitap adı, müellifin adı ve bazen de eserin kimin adına yazılmış olduğu kaydedilir. Zahriye her yazmada yoktur.

b-Serlevha : Kimi yazmalarda metnin başladığı sayfanın (1b) üst kısmında bulunan, genellikle dikdörtgen veya üçgene benzeyen şekilde (ki buna mihrabiye denir.) süslemeli kısımdır. Burada Besmele veya kitabın adı yer alır. Yazma ve eski basmalarda eserin ilmî ve manevî değerini arttıran bazı kayıtlar vardır. Bunlar fişte not bölümünde belirtilir.

c -Temellük kaydı: Mülkiyet kaydı da denilen ve kitabın kimin malı olduğu hakkındaki kayıttır. Genellikle yaprağın /1a) yüzünde yer alır. Önemli şahıslara ait olanlar tesbit edilir.

d-Sima‘ kaydı : Eserin müellife okunduğu ve müellif tarafından düzeltildiği hakkındaki kayıttır. Kimi kitaplarda eserin sonunda yer alır.

e-Mukabele kaydı : Müellif hattı olan esas nüsha, diğer tam veya iyi bir nüsha ile karşılaştırılmış olduğunu belirten kayıttır. Kimi kitaplarda sima’ kaydında olduğu gibi yazma eserin sonunda bulunur.

f.Besmele: Yazmalar besmele (Bismillâhi’r-rahmani’r-rahim) ” Esirgeyip bağışlayan Allah’ın adıyla ” ile başlar.

g.Hamdele: Allah’a hamd ve şükran bölümü “Elhamdülillâh” kelimesinin kısaltılmışıdır.

h.Salvele: Peygambere dua ve methiye “övgü”nin yer aldığı bölüm.

i.Dibâce /mukaddime: Esere giriş, önsöz bölümüdür. Müellif burada sebeb-i telif kısmında eseri niçin yazdığını, kendi adını, eserin adını ve telif tarihini bildirir. Divanda ise şair, mahlâsını şiirler arasında verir.

j.Fihrist : Yazma eserlerde fihrist bazen dibâce’den önce, bazen de sonra yer alır. Kitabın bölümleri olan cüz, fasıl ve bablarda açıklanır.

k.Eserin metni: Eserin asıl bölümüdür.

l.Hatime : Kitabın sonuç bölümüdür.

m.İstinsah kaydı: Ketebe kaydı da denen bu bölümde yazmanın istinsah tarihi, müntensihi, istinsah yeri kaydedilir. Bazı yazmalarda bu bölümde müellif adı ve kitap adı, telif tarihi de verilir. Müstensih adından önce “el-fakîr” “el-hakîr” gibi tevazu sıfatları da kullanılır.

2.DEĞERLENDİRME 

El emeği ile tek tek meydana getirildiği için yazma eserler, basma eserlerden farklı bir değer taşır. Yazma eserlerde konunun öneminden başka, elde bulunan bir nüshada yer alması gereken özellikler :

a- Tek (ünik) nüsha (bilinen tek nüsha),

b- Nadir nüsha,

c- Eski tarihli nüsha,

d- Müellif hattı (Müellif yazısı) olan nüsha (esas nüsha),

e- Müellifin söyleyerek yazdırdığı nüsha (müellif nüshası),

f- Müellife okunarak kontrol edilmiş ve düzeltilmiş nüsha (sima‘ kaydı olan nüsha),

g- Müellif müsveddesinden tebyiz edilmiş (temize çekilmiş) nüsha,

h- Müellif nüshası ile karşılaştırılmış nüsha (mukabele kaydı olan nüsha),

i- Müellif nüshasından istinsah edilen nüsha,

j- Müellifin yaşadığı devirde istinsah edilmiş olan nüsha,

k- Müellifin yaşadığı devre en yakın bir tarihte intinsah edilmiş olan nüsha,

l- Mevcut nüshalar içinde tamam olan nüsha,

m- Sanat değeri taşıyan nüsha (yazı, tezhip, minyatür ve cilt bakımından),

n- El yazma esere sahip olan kişi hakkındaki kayıt (temellük kaydını taşıyan nüsha),

o- Yazmanın önemli bir kişi adına (padişah, sultan, devlet adamı) veya kütüphanesi için yazılmış olması.

Bunlar, yazma eserlerin değerini arttıran ve onların değerlendirilmesinde göz önünde tutulması gereken özelliklerdir.

3.TELİF METODLARI 

Yazma eselerde, eseri yazan kimse müellif (yazar)’dır. Bir de bu eseri kâğıt üzerine geçiren, yazan kişi ; müstensih (hattat) vardır. Müellif, eseri telif eder, müstensih bundan veya daha sonra meydana gelmiş olan çeşitli nüshaları birinden istinsah (kopya) ederek çoğaltır. Bunun sonucu olarak yazma eserin meydana getirilmesinde emeği olan müellif ve müstensihe karşılık, iki türlü de tarih vardır ki biri eserin müellifi tarafından telif edildiği (yazıldığı) telif tarihi, diğeri ise, müstensih tarafından istinsah (kopya) edildiği istinsah tarihi’dir. Yazmaların bibliyografik künyelerinde bu iki tarihin de tesbiti gerekir.

Yazma eserlerin ilk nüshası “müellif nüshası”dır ki bu da iki şekilde olabilir:

a)Müellif hattı: Müellifin, eserini kendi el yazısı ile yazmasıdır.

b)Müellif diktesi:
 Müellifin, eserini bir kimseye söyleyerek yazdırmasıdır. Bu, müellif nüshasıdır fakat müellif yazısı değildir.

Kütüphanelerimizde bulunan yazmaların, esas nüsha dediğimiz müellif nüshaları çoğu kere mevcut olmayabilir. Aslı kaybolmuş veya elde kopye edilmiş diğer nüshaları kalmış olabilir. Öte yandan bazı yazmaların nüshalarının sayısı pek çok olduğu halde bazıları tek, bazıları ise nadir, yani sadece birkaç tanedir. Ancak, bu durum hiçbir zaman kesin olarak söylenemez. Zira, hiç ümit edilmeyen bir zamanda, umulmayan bir yerde yeni bir nüsha ortaya çıkabilir. Bu bakımdan bilinen tek nüsha veya bilinen nadir nüshalardan biridir demek daha doğru olur.

İstinsah tarihi bulunmayan yazmalarda kâğıdın cinsi, yazı çeşidi, mürekkebi, tezhip tarzı, minyatürü ve cildi yazmanın devrinin tayininde en büyük yardımcıdır. Ancak, bunlara dayanarak kitabın yazıldığı dönemi belirlerken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü, eldeki kitabın cildi daha sonra yapılmış olabileceği gibi, daha eski bir devirde yapılmış olan bir cilt daha sonra yazılmış olan bu esere geçirilmiş olabilir. Bunun gibi, eser sonradan tezhiplenmiş veya minyatürleri daha sonra yapılmış olabilir. Bazı yazmalarda tezhip veya minyatür için ayrılmış boşluklara rastlanması bu durumu açıklar ; bunlar için yer ayrıldığı halde sonradan yapılmış ve yerleri boş kalmış olabilir. Bizi bu kanıya götüren özelliklerin tanınması da çok eser görmek ve birbiri ile karşılaştırarak çeşitli devirlerin karakterlerinin çok iyi olarak öğrenilmesine bağlıdır. Yanıltıcı olmaması için çok iyi bilinmeyen hususlarda kesin sonuçlar çıkarmadan bu durumları belirtmek daha doğru olur.

   

4.YAZMA ESER TÜRLERİ 

a.Cönk (dana dili – beyazî): Enine açılan kitaplara bu isim verilir. Genellikle halk şairlerinin şiirlerinden, kısa hikâyelerden ve dualardan oluşan mecmualardır.

b.Fevaid : Yazmaların aralarındaki ve sonlarındaki boş yapraklarında, zahriyelerinde, sayfa kenarlarında bulunan not şeklindeki faydalı bilgilerdir.

c.Hamiş: Mektubun altına ilave edilen yazı.

 

d.Haşiye : Genellikle bir kitabın sayfa kenarlarına veya satır aralarına yazılan ve eseri açıklayan veya ek notlar şeklinde yazılan yazılardır. Haşiye yapana muhaşşi denir. Haşiyeler bazı hallerde metinden ayrı bir eser şeklinde olabilir. Fişte kimin hangi eserine haşiye olduğu not bölümünde kaydedilir. Metnin adına göre isim almış haşiye örneği : “Haşiye alâ Camiü’s-sahih”, Yeni isim almış haşiye örneği : “Fütuhü’l-Ğayb”.

e.Külliyat : Aynı yazarın eserlerini bir cilt içinde toplayan kitaplardır. Külliyat içinde toplanmış olan eserler, mecmuatü’r-resail içindeki risaleler gibi ayrı ayrı fişlenirler. Yer numaraları ve yapraklarının tesbitinde mecmuatü’r-resail’deki kurallar uygulanır.

f.Mecmuatü’r-resail: Şark yazmalarında rastlanan diğer bir şekil de Mecmuatü’r-resail denilen Risaleler Mecmuasıdır. Bir cilt içinde çeşitli eserler bulunan kitaplara denir. Bu eserler bir arada ciltlenerek veya birbiri arkasına kopya edilerek mecmuatü’r-resail meydana getirilir. Ayrı birer müellifi, kitap adı, konusu, hamdele, salvele, dibace ve hatimesi, istinsah kaydı bulunan risaleler müstakil bir kitap gibi işlem görürler ve her birinin bibliyografik künyeleri ayrı ayrı tesbit edilir. Risalelerin yer numaraları, içinde bulunduğu cildin yer numarasıdır. Mecmuatü’r-resail içindeki risaleler ayrıca bir yer numarası alır ve bu numara, cildin yer numarasından sonra payda ile gösterilir : 1/1, 1/2, 1/8 gibi.

Mecmuatü’r-resailler baştan sona kadar devam eden bir yaprak numarası alırlar. Ancak her risale ayrı yaprak numarası almaz. Her risalenin yaprak numarası o cilt içinde bulunduğu yapraklara göre, yaprakların a ve b yüzleri de belirtilerek gösterilir :

1. risale 1b – 43a

2. risale 43b – 87b

3. risale 221a – 298b gibi.

Batı ülkelerinde yaprağın a yüzü için recto (r), b yüzü için verso (v) terimleri kullanılır. Kitaba konulan yaprak numaralarında a ve b yüzleri yazılmaz sadece yaprak sayısı 1, 2, 3… yazılır. Ancak mecmuatü’r-resail ve külliyatlar içindeki eserlerin o kitap içinde bulunduğu yapraklar belirtilirken, a ve b yüzleri de tesbit ve katalog fişlerine kaydedilir. Bir de yazmalardan faydalanılarak yapılan yayınlarda kaynak verilirken tam sayfayı belirtmek için a ve b yüzleri ile gösterilirler.

g- Muhtasar: Bir eserin kısaltılmış şeklidir.

h.Murakka’a : Muhtelif yazı örneklerini içeren kitaplardır.

i.Müsvedde : Bir yazarın karalama halindeki notlarını oluşturan kitaplardır.

j.Sefine: Türkçe gemi anlamına gelen ve çoğu kere birbiriyle ilgisi olmayan, büyük küçük hacimli eserleri bir araya toplayan kitaplardır.

k.Sevad: Notlardan, hat örneklerinden ve orijinalinden kopya edilmiş derlemelerdir.

l.Şerh: Bir eserin metnini açarak, açıklayarak meydana getirilen eserlere şerh, bu eserin müellifine de şarih denir. Şerhler genellikle metin ile bir arada bulunur. Metinden bir kısım alınır, altında onun şerhi (açıklaması) yapılır. Şerhler çoğu zaman esas metnin adını da içine alan isimler taşırlar. “Şerh-i Fususü’l-hikem”, “Şerh-i Gülistan” gibi. Kataloglamada şerhin, kimin, hangi eserinin şerhi olduğu, fişin not bölümünde belirtilir.

m.Şukka: Küçük kâğıt parçalarına yazılarak kitaba iliştirilmiş notlardır. Bu notlar, tarih, edebiyat ve sanat bakımından önemli olabilirler. Bunların da sayfalarının a ve b yüzleri gösterilerek tesbit edilmesi yararlıdır.

n.Talika (Talikât): Bir kitabın bazı yerlerini açıklayıp, aydınlatmak amacıyla o kitabın kenarına veya ayrı bir risale halinde yazılan düşünceler, fikirler, yorumlardır. Talik yazana talikacı, talikatçı denir. İbnü’l-Münir, Nasireddin Ahmed bin Muhammed el-İskenderî’nin “el-İntisaf” adlı eseri Zemahşeri’nin “el-Keşşaf an hakaiki’t-tenzil” adlı eserine bir talikadır.

o.Tefsir: Kur’anıkerim’in açıklamasıdır. Tefsir yapana müfessir denir. Tam tefsir Kur’anıkerim’in tamamının veya bir kısmının açıklaması olabilir; o zaman hangi sûreden hangi sûreye (hatta o sûrenin kaçıncı ayetinden kaçıncı ayetine) kadar tefsiri olduğu tesbit edilir. Bazı cüz, sûre ve ayetlerin tefsiri da olabilir. O zaman da hangi cüz, hangi sûre veya ayetin tefsiri olduğu tesbit edilir ve bunlar katalog fişinde “not” bölümünde belirtilir. Kur’anıkerim: 30 cüz; her cüz 20 sayfa; 114 sûre ve 6666 ayettir. Cüz ve hizibler sayfa kenarlarında cüz ve hizib gülü denilen şekillerle belirtilir. Her cüz 4 hizibdir. Sûreler, sûre adının da kaydedildiği başlıklarla birbirinden ayrılır. Ayetler ise her sûre içinde 1’den başlayarak, içinde ayet sayısını da veren küçük yuvarlak işaretlerle belirtilmiştir. Bazı Kur’anıkerim’lerde ayet sayısı verilmemiştir.

p.Telhis: Bir eseri hulâsa ederek, kısaltarak, özetleyerek meydana getirilen esere telhis; telhis yapana telhisci, telhisatcı denir.

r.Telif eser: Herhangi bir konuda telif edilen, yazılan eserlerdir. Telif eden (yazan) kişiye müellif, telif edilen eserlere de müellefat denir. Şark yazmalarında bir eseri ilâvelerle genişleten, açıklayan, kısaltan kişiler (şarih, muhaşşi, talika ve telhis sahipleri) de müellif sayılırlar ve kataloglamada bunlar için de müellif gibi işlem yapılır.

s.Tercüme eserler: Bir dilde yazılan bir eserin başka dile çevrilmesi ile maydana getirilen eserlerdir. Tercüme edene mütercim (çeviren), tercüme edilmiş eserlere de mütercem denir. Tercüme eserlerde mütercimlerin durumu tercüme edilen esere göre tesbit edilir.

t.Zeyl: Bir eserin konusunu devam ettiren ve onu tamamlayan eserlerdir. Genellikle tarih, biyografi ve bibliyografya eserlerinde zeyller çoktur. Zeyli meydana getirene zeyl yapan veya zeylci denir. Çoğunlukla başka kişi tarafından yapılan zeyller bazı hallerde de eseri yazan müellif tarafından veya bir eser için birkaç zeyl de yapılmış olabilir. Nev’i-zâde Ataî’nin “Hadaikü’l-hakaik….”adlı eseri Taşköprüzade’nin “Şakaikü’n-numaniye…” adlı biyografik eserinin zeylidir ve bu esere sonradan birçok zeyl yapılmıştır.

TASNİF VE KATALOGLAMA

Kitap, belli bir kişi tarafından belli bir isimle, belli bir konu üzerinde yazılan eserdir. Bu eserin tasnif kurallarına göre, bir mukaddime, bablara ayrılan ana kısım ve hatimeden oluşması gerekir. Ancak bazı kitaplarda bu unsurlardan bir kısmı bulunmayabilir. Kur’an’la başlayan yazılı İslâm literatürü asırlar boyu devam eden İslâm alimlerinin çabalarıyla muazzam bir yazılı edebiyat haline gelmiştir. İslâm medeniyetinde modern ilmin ortaya çıkmasına kadar mevcut olan ve toplumun ihtiyaç duyduğu her ilim sahasında kitap yazılmıştır.

Konularında kitap yazılan bu ilimleri kısaca şöyle tasnif edebiliriz:

a.Din ilimleri: Tefsir, kıraat, tecvid, usul-i tefsir, hadis, icazet, şemail, akaid(kelam), fıkıh, usul-i fıkıh, feraiz, adab-ı şer’iye, zühd-tasavvuf, mevaiz, dini ahlak, havas, ediye.

b.Dil ilimleri: Hat, sarf, nahiv, lugat.

c.Edebiyat: Şiir, şiir tenkidi, aruz, kafiye, edeb, belagat, meani, inşa sanat, atasözleri, folklor, masal, destan.

d.Tarih : Siyasi-askeri tarih, medeniyet tarihi, siyer, megazi, ensab, biyografi-tabakat, menakıb, ilim tarihi, münşeat, dinler tarihi.

e.Coğrafya. 

f.Felsefe: ilahiyat, mantık, cedel, siyaset, ahlak.

g.Riyaziyat: Hesap, cebir, mesaha, hendese, vefk, astronomi, astroloji, mikat, musiki, mevazin-mekayil, meteoroloji.

h.Fizik: Hey’et, optik, ilmü’l-ahcar ve’l-meadin, cerrü’l – eskal, fenn-i harb.

ı.Kimya , simya, çeşitli el sanatlarına dair kitaplar.

i.Tıp: Genel tıp, cerrahi, baytarlık, bah.

j. Zooloji: Hayvanat, baznameler.

k.Botanik: filaha, nebat

l.Sihir 

m .Rüya tabiri

n.Ansiklopedik eserler, fihristler.

Bu ilimlerin hepsinde yazma eserler bulmak mümkündür. İslâm alimleri tarafından fihristleme metodu bilinmekle beraber, modern manada yazma kataloğu çalışmaları Batı’da başlamış, müslüman alimleri bu konudaki çalışmaları onlardan öğrenmişlerdir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren müslüman ülkelerinde çok sayıda yazmalar kataloğu hazırlanmıştır.

Yazma kitapların tasnifi ve kataloglarının yapılması geniş kültür ve bilgi birikimi isteyen bir iş, önemli derecede tecrübe, dil bilgisi, genel kültür isteyen bir konudur. Sadece dil ve genel kültür bu konuda yeterli değildir. Bir yazmanın tanıtımında bazı hususlar vardır ki, bunlar tecrübe bilgi birikimi ve sezgiyle ortaya çıkar.

Kaynak

Bir Yorum Yapın