Bilgi Bilimi Nasıl Oluştu?

 Bilgi Bilimi Nasıl Oluştu?

Bilgi insanla birlikte kodlanmış, insan ilk önce merak, sonra da ihtiyaçları için bu mekanizmayı devreye sokmuştur.

            İnsanlar tek başlarına iken değil, toplu yaşamaya başladıkları o ilk günden itibaren bilgi paylaşılmaya başlanmıştır. Örneğin bir kadın ve bir erkek bir araya gelip yaşamaya başladıklarında paylaştıkları ilk şey sesler, belli sözcükleri, belki beden dillerini yansıtmaya, çeşitli yöntemlerle öğrenmeye ve birbirlerine öğretmeye başlamışlardır. Kadın erkeğin, erkek de kadının ilk öğretmenidir. Sonra ilk çocuk olunca ve  topluluğun ilk temeli olan aile oluşunca da, ilk okul ve ilk dersliğin temeli ve bilgi biliminin gelişmesinin başlangıcı oluşmuştur.

Bilinen yazılı tarihte ilk bilimsel anlamda araştırma, tarama ve bunu sistematik oluşturarak belgeleme ve hatta hipotez oluşturma işini; 965-1040 yılları arasında yaşamış Irak’ın Basra kentinden Al-Hasan (İbn-i Heysem) isimli bir bilim adamının ortaya koyduğu kabul edilmektedir.

Heysem, ışığın ve görmenin, yani optiğin nasıl işlediğini ispatlamıştır. O zamana kadar Öklid ve Batlamyus,  ışığın gözden çıkarak nesnelere çarpmasıyla görme işlevinin oluştuğunu savunuyorlar ve bu genel de görüş kabul ediliyordu. Oysa Heysem ışığın göze çarpmasıyla görme işlevinin meydana geldiğini ispatlamıştır.

Burada uzun bir yazı olsun istemediğimden Heysem’ in deneylerini ve optiğin prensiplerini nasıl bulduğunu anlatmayacağım çünkü zaten konumuz bu değil. Bu heyecanlı konuyu ve bu epistemolojinin mihenk taşı bilim adamını  araştırmanızı  tavsiye ederim.

Al Hasan diğer adıyla İbn-i Heysem;in bu buluşundan çok optik çalışmalarını yaparken epistemolojinin bu gün hala kullanılan deneysel sistemik ve metodolojik güven ve kontrol testlerini ilk olarak kullanması daha önemlidir. Çalışmalarıyla bilimsel metodu ilk kullanan bilim adamı olarak tarihe geçmiştir.

Heysem’in anısına Ay’ın bize bakan yüzünde bulunan 32km’lik çapa ve 2km derinliğe sahip bir kratere ismi verilmiştir (bkz. Alhazan Crater).  

İşte bilim dünyasının sistematik ve metodolojik olarak kullanılmasının kapılarını, bu coğrafyada yaşayan, genetiğine merak ve araştırma, öğrenme güdüleri kodlanan bir insan ardına kadar açmıştır.

Elektronik kaynaklar, elden geçmiş eserlerin yüklenmesiyle paylaşılır. Oysa kütüphanelerde ve arşivlerde yüzbinlerce el değmemiş eser, vesika, belge sizleri bekliyor.

Bilgiye giden yol kütüphaneden geçer.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın