Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphaneleri İçin Görevden Kaçıyor

 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphaneleri İçin Görevden Kaçıyor

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphaneleri İçin Görevden Kaçıyor*


Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde
gerçekleştirilecek olan eğitim faaliyetleri, uygulamalar ve etkinlikler
kapsamında yurt genelinde yürütülecek çalışmalara ilişkin hazırlanan *Eğitimde
İş Birliği Protokolü*, 12 Eylül 2019 Perşembe Günü, Milli Kütüphane’de
imzalandı. *Bu protokol okul kütüphanelerini önemsiz ve işlevsiz kılan bir
girişimdir.*

Milli Eğitim Bakanlığının* “okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin
okuma kültürünün geliştirilmesi, kütüphanelerin etkin olarak kullanılması
için nitelikli ortam oluşturulması, etkinliklerin planlanması”* için
yapması gereken acil olarak okul kütüphaneleri açması ve bu kütüphanelerde
kütüphaneci çalıştırmasıdır.

Milli eğitim bakanlığı görevden kaçıyor. Eğitim ve kültür yatırımlarından
tasarruf yapılmaz. Okul kütüphaneleri gelecek için en nitelikli yatırımdır.
Milli Eğitim Bakanlığı kendi kurumlarında kütüphanecilik faaliyetini yapmak
yerine Halk Kütüphaneleri üzerinden “Okul Kütüphanesi” hizmeti almayı
amaçlıyor.

Acaba halk kütüphanesi kendi standart hizmetini verebiliyor mu?

TÜİK ve MEB istatistiklerine göre Türkiye’de 1480’ni Z Kütüphane olan
toplam 29 bin 690 okul kütüphanesi ve 30 milyon 263 bin 384 kitap var
deniyor. 30 bine yakın kütüphanesi olan MEB neden Kültür ve Turizm
Bakanlığı ile protokol yapıyor? Kendi okul kütüphanelerini canlandırmıyor?

18 milyon 108 bin 860 öğrenci örgün eğitim alıyor. MEB’in
Kütüphanelerindeki 30 milyon 263 bin 384 kitap sayısını *doğru kabul edecek
olsak* bile bir öğrenciye 1, 67 kitap düşüyor.

Bu rakam milli eğitimin okuma kültürüne verdiği önemin gerçeğini
gösteriyor.

Milli Eğitim bakanlığı kendi sorumluluğu olan Okul Kütüphanelerini kurmak,
çalıştırmak yerine zaten kendisine zor yeten Halk Kütüphanelerinden medet
umuyor.

Milli Eğitim bakanlığı kendi kadrosuna kütüphanecileri katmalıdır.
Öğrencilerine okuma kültürü kazandırmak isteyen Milli Eğitim Bakanlığı
kadrosuna neden kütüphaneci almıyor, kütüphane kurmuyor?

*Bakanlık bu protokolle ve uygulamalarıyla 29 bin 690 okul kütüphanesinin
gerçek olmadığını kendi itiraf ediyor.*

Okulda verilen kütüphane hizmeti ile okul dışında verilen kütüphane hizmeti
aynı olamaz. Okul kütüphanesi okulun eğitimin en önemli enstrümanıdır. Okul
kütüphanesin işlevini okul dışında aramak görev savmaktır.

Adı üstünde okul kütüphanesi; Eğitim müfredatını destekler, öğrencinin,
öğretmenin edebi ve bilimsel kaynaklara basılı ve dijital olarak eşit ve
parasız eriştirir, uzman kütüphaneci personelin hizmet sunduğu
kütüphaneler, bilgi ve belge merkezleri tüm öğrencilerin, eğitimcilerin
hakkıdır. Öğrenciler kadar eğitimciler içinde önemli olan okul
kütüphaneleri, onların mesleki gelişimlerini destekleyerek eğitimin
kalitesini de artıracaktır.

Eğitimde kütüphane hizmetiyle tanışan çocukların estetik, sanatsal, edebi
ve bilimsel bilgi dünyasının pozitif yönde etkilendiği, ders ve sınav
başarısının arttığı yapılan birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır.

Eğitim yılı boyunca arada bir müze gezer gibi Halk Kütüphanesine birkaç
saatliğine gidip vakit geçirmesi “Okul Kütüphanesinin yerini tutar mı?”

Halk kütüphanelerindeki kitap sayısı 2018 yılında 19 milyon 966 bin 573,
Örgün ve yaygın eğitim kütüphanelerindeki kitap sayısı, 2018 yılında 30
milyon 263 bin 384. Bu rakamlara göre MEB’in kütüphanelerinin Halk
Kütüphanelerine göre 10 Milyondan fazla kitabı var.

10 Milyon kitap fazlası olan bakanlık, öğrencilerin okuma kültürünü
geliştirmek için daha az kitabı olan bakanlıkla protokol yaparak çözüm
arıyor!

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2017-18 eğitim öğretim yılı verilerine
göre Türkiye’de okul öncesinden üniversiteye kadar 65 bin 568 okul
bulunuyor. TÜİK’in 2018 yılı verine göre ise örgün ve yaygın eğitimde
kütüphanelerin sayısı 29 bin 690.

Tablo çok hazin; yani Türkiye’deki eğitim kurumlarının yüzde *55’inde
kütüphane yok.* Kütüphane olduğu iddia edilen okulların %45’e tekabül
ediyor. Bunlarında okul kütüphanesi standartlının yanına bile yaklaşmadığı
tüm kamuoyunun bildiği gerçek.

*Fotoğrafın başka bir tarafı Halk Kütüphaneleri*.

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı hizmet veren halk kütüphaneleri kendi
faaliyetlerini eksiksiz olarak hayata geçirebiliyor mu? Okul kütüphanesi
işlevini yüklenecek örgütlülüğe ve personele sahip mi? *Bilgi okuryazarlığı
eğitimi verecek uzman personele sahip mi?*

Halk kütüphanelerinde neredeyse 2 kütüphaneye 1 kütüphaneci düşüyor.
Bakanlıkta çalışan personelin çoğunluğu merkez teşkilatında görevli.
Bakanlığın 1162 Halk Kütüphanesi var 126 halen geçici kapalı.

*“Türkiye’nin 81 il ve 957 ilçesinde 1137 halk kütüphanesi var. Bunlardan
126 tanesi halen personel yokluğu ya da farklı nedenler ile kapalı
durumdadır. 957 ilçemizin maalesef 121’inde kütüphane bulunmuyor. Bu 121
ilçede yaşayan yaklaşık on bir milyon (10.925 890) vatandaşımız kütüphane
kavramından uzak yaşıyor. Yani on bir milyon kişinin günlük yaşamında “hadi
kütüphaneye gidelim” diye bir söz yok” (A. F. Kartal/ Mart 2018)*

*“Protokol çerçevesinde öğretmenlerin; kütüphane üyeliği yapılmasına ve
MEBBİS üzerinden e-kitap kullanmasına, sanat ve kültür etkinlikleri ile
sosyal becerilerinin artırılmasına; bilgi okuryazarlığı, drama
etkinlikleri, akıl ve zekâ oyunları, masal anlatıcılığı, tiyatro ve sinema
eğitimi konularındaki mesleki yeterliliklerinin geliştirilmesine,  yönelik
çalışmalar gerçekleştirilecek, kütüphanelerde ders işlemeleri teşvik
edilecektir” *

Protokolün bu maddesindeki yazılanların önemli bir kısmı Halk
Kütüphanelerinin zaten temel görevi. Ders sınıflarda ve dersliklerde
işlenmeli kütüphaneleri okula çevirme gayretinde olmak öğrencileri
kütüphanelerden soğutacaktır. Kütüphaneler okul değildir. Okul dışı eğitim
kurumudur. İsteğe bağlı, gönüllü kullanımın teşviki okuma kültürünün
gelişmesi konusunda başarı sağlayacaktır. Halk kütüphanelerinin
kullanıcılarının çoğunluğu okullarında kütüphane hizmeti alamayan
öğrenciler. Kütüphanelerin ders çalışma/etüt merkezi işlevi ile zaten
öğrencilere sınavlara hazırlık süreçlerinde hizmet sunuyor.

Halk kütüphaneleri keşke kendi işlevlerini eksiksiz yerine getirse

Protokolde belirtilen;

*“Ortaokul düzeyindeki öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerilerine sahip
olmalarına yönelik olarak; nitelikli bilgiye ulaşma, bilgiyi değerlendirme,
kullanma ve iletme becerilerinin okul döneminde kazandırılmasına ilişkin
pilot bir çalışma gerçekleştirilecektir. “*

*“Belirlenen yedi ilde bulunan ortaokullarda (Ankara, Aydın, İzmir,
Kayseri, Niğde, Şanlıurfa, Tekirdağ) bilgi okuryazarlığı eğitiminin
kütüphaneciler tarafından verilmesine, eğitimin; öğretmen-kütüphaneci,
okul-kütüphane iş birliği ile ders müfredatı kapsamında uygulamalarla
desteklenmesine ilişkin faaliyetler yürütülecektir.”*

Bu iki paragrafı değerlendirecek olursak “Bilgi Okuryazarlığı” okul öncesi
dönemde başlayan, Okuma yazma ile yoğunlaşan uzun soluklu bir süreç.  Orta
öğretim dönemine gelene kadar temellendirilmesi gereken ciddi aşamalar var.
Bu protokole göre Bilgi Okuryazarlığı eğitimi 4-5 yıllık temel Bilgi
Okuryazarlığı becerileri öğretilmeden eksik ve baştan savma bir eğitim
süreci olacağı çok açık.

*Protokolün konusu okul kütüphaneleri ve halk kütüphanelerinin işbirliği
protokolü olsa seve seve desteklenecek bir protokol olurdu.* Ama ortada
okul kütüphanesi yok.

TÜİK’in yayınladığı resmi MEB ve Kültür Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Kitap
rakamlarını ortada. Bakanlıklar arası işbirliği olması gereken çalışmalar.

Sezar’ın hakkı Sezar’a her bakanlık kendi görev ve sorumluluklarını yaparsa
bu işbirliklerine gerek bile kalmaz.

*Gerçeklere baktığımızda Türkiye Kütüphane Fakiri. İşte rakamlar.*

Türkiye nüfusu 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla 82 milyon 3 bin 882 kişi.
1160 kütüphanenin 126 geçici kapalı. 1034 kütüphane açık. Nüfus sayısına
göre 79 bin 308 kişiye 1 kütüphane düşüyor. Halk kütüphanelerinde 1 Kişiye
4 kitap düşüyor.

En iyimser bakışla standart halk kütüphanesi hizmetlerinin gerisindeyiz. Bu
gerçeklerle Kültür ve Turizm bakanlığı kendi kütüphanelerinin klasik
hizmetlerini normalleştirmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphanesi kurmak ve Kütüphaneci çalıştırmak
yerine sürekli topu taca atmaktadır. Milli Eğitim okullara kütüphane
kurmayarak eğitimde eşitsizliğe yol açıyor. Çocuk hakları beyannamelerinde,
sözleşmelerinde geçen; *“çocuğun bilimsel ve edebi bilgiye ücretsiz erişim
hakkı” *da engellenmiş oluyor.

Okullarında kütüphane ve kitapla eğitim yaşamını sürdüren çocuklarla, hiç
kütüphane kullanmayan, okuma ve araştırma kültüründen mahrum olan
çocukların kişisel gelişimi ve okul başarısı aynı olmuyor. Millî Eğitim
Bakanlığı bu eşitsizliği ortadan kaldırmakla yükümlüdür.

*Bakan Ziya Selçuk sürece el koymalı okuma kültürü için gerçek çözüm olan
Okul Kütüphaneleri kurulmalıdır.*
Diye Belirtti.
*Aydın İleri / **Kütüphaneci-Yayıncı-Yazar*

   












Editör Seçimi