Eskiçağ Kütüphaneleri

 Eskiçağ Kütüphaneleri

Eskiçağ Kütüphaneleri

Eskiçağda Kütüphaneler

Eskiçağ Kütüphaneleri : Batı dünyasında kütüphane anlamında kullanılan “bibliothek” kelimesinin aslı Yunancadır ve batı dünyasında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu sözcüğün Yunancadaki biçimi, “bibliotheke”dir, Latinceye “bibliotheka” şeklinde geçmiştir. Her iki biçimde de kelimenin ilk bölümü olan ‘‘biblon” ya da “bublion”un anlamı papirus bitkisinin özünün adından gelmektedir29. Daha sonra çağın malzeme ve biçime uygun bir kitap şekli olan papirüs rulosu için kullanılmıştır.


İkinci kelime olan “theke” kısmı ise herhangi bir şeyi içine alıp saklayan ya da koruyan nesne anlamına gelmekteydi. “Biblion” kitap, “theke ise saklandığı yer anlamına geliyordu. Böylece “bibliotheke” kelimesi kitapların konduğu yer olarak düşünülmekteydi.

Ayrıca Romalılar, bu kelimeyi Latince anlamına uydurarak “libraria” kelimesini de benimsemişlerdi. Bu kelime kitap anlamına gelen “liber” ile bağlantılıdır. Sözcüğün anlamı şekilden çok yapıldığı malzemeyi belirtmiş olmaktadır. Çünkü ilk zamanlar kayın ağacı “liber” kelimesi ile anlatılmaktaydı.

Her ikisi içinde aynı kelimelerin kullanılmış olması, belki de yazı malzemesi olarak kayın ağacının kullanılmış olması ile bağlantı kurulabilir30. Kelimenin bugünkü anlamında kullanılması yalnızca İskenderiye Kütüphanesi için kullanılması söz konusu olmuştu.

   

Eskiçağ Kütüphaneleri; Batı dillerinde Fransızcadaki “bibliothéque” İspanyolca ve İtalyancadaki “biblioteca” şekilleri Avrupa ülkelerinin Yunanca’dan kendi dillerine uydurmuş oldukları anlaşılmaktadır. Yine bunun gibi Almanca’ya “bibliothek” biçiminde geçmiştir.

Mısır Kütüphaneleri

Doğu’da özellikle Roma hakimiyetindeki Mısır’da “bibliotheke” kelimesi ile resmi arşiv dosyaları, özel anlaşmalar ve arşiv depolarının belirtildiğini görüyoruz. Bu dönemde “bibliotheke” kelimesi, kimi zaman arşiv, kimi zaman da kütüphane olarak kullanıldığı görülmektedir.

Bundan da kütüphane ve arşivin birlikte değerlendirildiği sonucu çıkabilir. Belge dermeleri ve resmi belgeleri içine alan arşive karşılık, kütüphane daha çok insanların düşünce faaliyetlerinin ürünlerini içine almıştır.

Hem arşiv ve hem de kütüphane özellikle bu devir için ya özel ya da saray ve tapınak gibi resmi bir kuruma bağlı olabiliyordu. Nil Nehrinin hayat verdiği verimli topraklarda kültür hayatı gelişmiş olan ikinci önemli kültür ve uygarlık merkezi İskenderiye şehrinde Musaion Kitaplığı denilen İskenderiye Kütüphanesi kurulmuştu.

İskenderiye Kütüphanesi


Makedonya kralı Büyük İskender, M.Ö. 323 yılında, 33 yaşında iken babil şehrinde hayata veda edince, kurduğu imparatorluk süratle parçalanmış ve generalleri arasında yirmi yıl kadar süren savaşlar sonunda paylaşılmıştı.

Bunlardan her biri kral unvanı alarak, imparatorluğun bir kısmına hakim
olmuşlardı. Bu arada Mısır, generallerden Pitolemeo’ye düştü. O da memleketinin hudutlarını genişletmek hevesine düşmeyip mevcut bulunanı en iyi şekilde elinde tutmaya çalışmıştı.

Dünyanın en eski kütüphanelerinden biri olan İskenderiye Kütüphanesi,
kral sarayına bitişik bir binaydı. Mısır kralları, bilimle uğraşanlara, filozof ve sanatkarlara yarayabilecek her türlü materyali burada toplamışlardı.

Kütüphanenin baş memuru, bulduğu her eseri almaya yetkiliydi. Mısır’a giren her kitap doğrudan doğruya bu kütüphaneye götürülür, hemen bir kopyası yazılarak sahibine verilir, kitabın aslı kütüphanede kalırdı. Böylece o zamana kadar dağınık halde bulunan birçok yazarın eseri de bir araya toplanmış olmaktaydı.

 

Asur – Babil Dönemi Kütüphaneleri


Yazılı kayıtların kullanılmaya başlanmasından itibaren İ.Ö. 7. yüzyılda
Mezopotamya’da kurulan (İ.Ö. 626) ve dermesi kil tabletlerinden oluşan Asur Banipal Kitaplığı en eski kitaplıklar arasında anılmaktadır37
. Bilgiler, kil tabletler üzerine sert cisimlerle kazılarak resmedilmekte, sonra da pişirilerek sertleştirildikten sonra bilgi kaynağı olarak saklanmaktaydı.

Üzerindeki yazıların içeriği genellikle, yasa olarak görülen kabile gelenekleri, vergi kayıtları, yasal anlaşmalar, ticari girişimler v.b. toplumsal düzenlemelerle dini inançlar ya da tapınaklarla ilgili konulardı38. Fırat ve Dicle nehrinin suladığı ovada bulunan Mezopotamya verimli bir kültür ve ticaret merkeziydi. Ortam kültürel gereksinimleri ortaya çıkarmaya uygundu.

Dicle, Fırat ve Nil Nehirlerinin sağladığı uygun şartlar sonucunda,
yerleşik hayata geçilmesi ve kentleşme, haberleşme ihtiyacını doğurmuş ve
piktografik yazıya doğru adım atılmıştır. M.Ö. 3000–2500 yıllarında
Mezopotamya’da çivi ve Mısır’da hiyeroglif yazıları, piktografik yazının
gelişmesi ile biçimlenmiş, gelişmiş ve yazılı belgelerin gittikçe artmasına neden olmuştur.

Kil tabletler biçiminde olan bu belgeler, artan ekonomik kültürel ilişkilerin sonucu olarak çoğalınca, onların korunup saklanmalarını gerektiren arşiv ve kütüphanelerin ortaya çıkması zorunlu hale gelmiştir. Bu ilk belgeler, devletlerarası antlaşmalar, kanun ve emirler, yönetmelikler, yabancılara ilişkin kayıtlar, rahipler ve hukukla ilgili listeler olmuştur.

Klasik çağda eski Yunan-Grek dünyasında tapınaklara bitişik olarak birçok kütüphane kurulmuştur39. En önemlileri yukarıda da anılan iskenderiye’deki Musaion Kitaplığı ile Anadolu’daki Efes ve Bergama kitaplıklarıdır. Antik kitaplıklarda bulunan bilgi kaynakları taş, ağaç kabukları ve benzeri sert cisimlerdir. Ayrıca bilgi kayıt ortamı olarak en çok kil tabletlerin kullanılmış olduğu görülmektedir.

İ.Ö. 4000 yıllarında Mısır’da yetişen papirus (Papyrus) bitkisinin sapı uygun boyutlarda kesilip bir çeşit kağıt üretildiği bilinmektedir. Bugünkü kağıt (paper) ismi de oradan gelmektedir.

Kaynakça

ÖKSÜZ, M. (2013). TÜRKİYE’DE BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ EĞİTİMİNE KURAMSAL BİR YAKLAŞIM. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, İSTANBUL . Mayıs 18, 2020 tarihinde https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=1zw6GvYMe-q3Hf6HR-3US2ZGVHt9W5bGMihj0Jt2Xvsv_gMzPtLecDbdoSRFFYbS adresinden alındı













Editör Seçimi